Bloglar     Etiketler: kemal Blog ekleyin
Kategoriler
Haftanın Blogları
Aktiviteler
Bilgisayar & İnternet
Bilim & Tarih
Diğer
Eğlence
Evcil hayvanlar
Fan Kulüpleri
Film & Televizyon
Gece hayatı
Hobiler & Zanaatlar
İş dünyası & Girişimciler
Kültürler & Komünite
Moda & Stil
Müzik
Okullar & Mezunlar
Otomobil
Oyunlar
Para & Yatırımcılık
Profesyonel Organizasyonlar
Romantik & İlişkiler
Sağlık, Fitness
Sanat & Edebiyat
Sosyal Hizmet & Bağış
Spor
Şehir ve Semtler
Şirketler / Takım arkadaşları
Tatil yerleri & Yolculuk
Ülkeler & Bölgeler
Yemek, İçecek, & Şarap

Etiketler
toplum ögrenci is istanbul yürek komik tayfun26 olmak kadin hayat sohbet yasam iletisim ben duygu her bu erkek yonja toplumsal sevgili ask seni güzel asik akil duygusal sevgi bir ve tasarim ek müzik eglence mutluluk siir birliktelik egodiablo gibi insan ne fikra en çok kültür sen bireysel için yok ayrilik

confession
18
kişi beğendi
 
SON GAZİ... "Türk'üm Diyorsanız Mutlaka Okumanız Gerek"  link Diğer
Gönderen:  Cumhuriyet!!!      Tarih:  07.04.2008
SON GAZİ...



Bütün İstiklal Savaşı Şehit ve Gazilerinin Anısına Yazılmıştır...

Çocukluğumu bilmedim...Gençliğimi yaşamadım...VATAN toprağı bildiğim ANADOLU bana kucaklarını açtı...Beni besledi...doyurdu...büyüttü..ve yetiştirdi...Güneşin yakıcı sıcağında huzur bulmaya çalışırken,dediler ki "vatan elden gidiyor"...bilemedik...duyamadık...sezemedik...sonradan öğrendik ki bu Osmanlı dedikleri bilerek bize haber etmemiş...göz göre göre VATANI...VATANIMI satmaya kalkışmış...bir şey yapmalıydı ama ne? Ben kendi halinde bir insandım...Yedi düvele gücüm yeter miydi hiç? "YETER" dedi sarışın mavi gözlü bir adam...Adını duymaya başlamıştık..ANADOLU yu karış karış gezip VATANI kurtarmak için,yedi düvelin sırtını yere getirmek için,bıkmadan,yorulmadan ve ASLA umutsuzluğa kapılmadan BİZİ çağırıyormuş...Bütün olan biteni anlattı bize...heyecanla...umutla...yanımıza gelirken ne BULGUR vardı elinde ne KÖMÜR...sadece kendisi ve bir iki arkadaşı...Bize yukarıdan bakmadı...hepimizin gözünün içine baktı...ve o ateşi kalbimize bıraktı...Köpüklü bir kahve içti BİZİMLE..."size güveniyorum...sizden başka kimim var ki?" ...ALLAHA emanet olun dedi ve ufukta kayboldu...Uzun bir süre köyde ses soluk çıkmadı...Geceleri düşünür olduk...VATAN elden gidiyor ve bir şey yapmalıydık...çoğumuzun yaşı 16-17...daha ÇOCUKDUK..ama bir anda büyümüş koca adam olmuştuk sanki...BİZ olursak başaracağımızı içtenlikle anlatan bir adam sayesinde bir anda koca adamlar olmuştuk...Yıllar sonra öğrendik...Kimisi ona komünist demiş...kimisi başbuğ...bazısı daha ileri gidip din düşmanı hatta dinsiz demiş...ama biz ona ATATÜRK dedik...Aylar sonra haberler gelmeye başladı...Gavurlar ANADOLUNUN her yerini istila etmeye başlamış...ve gittikleri her yeri yıkıp yakmışlar...kadın ve kızlarımıza yaptıklarını ise tahmin bile edemezsiniz...Bir gece hiç uyuyamadım...saatler geçti ama nafile...en sonunda KARARIMI VERDİM..sabah namazını kıldım...eski silahımı hazırladım...bir iki eşya ve biraz azık alıp gün doğarken yola koyuldum...çok geçmeden gördüm ki benim gibi ON BİNLERCE vatan evladı da o gece uyumamış...selamlaştık...sarıldık...arkamıza baktık...geri döneceğimize söz verip vedalaştık...kol kola şarkılar söyleye söyleye VATANI KURTARMAK için yola çıktık..Ben-Hayta Kazım-Ferit-Mustafa-Sarı Hamdi ve daha niceleri...biz cepheye giderken arkamızda kalanlar oldu...kara çarşafa bürünüp kadın kılığında saklananlar...topal numarası yapanlar...dağlarda gizlenenler...Yıllar sonra duyduk ki onlarada TÜRK MİLLETİ deniyormuş...savaşta aldığımız yaralar bize koymadı ama bu bize çok koydu...VATAN için...anam için...babam için..yavuklum için...çocuğum hatta torunum için...SENİN için yola koyulduk...Kimse bizi zorlamadı...kimse bize para ya da altın vaat etmedi...kimse bizi BULGUR ve KÖMÜRLE satın almadı...alamazdı zaten...çünkü biz helal süt emmiş,namuslu,imanlı,inançlı ve vefalı TÜRK MİLLETİ idik...Düşmana bakıldığında sayımız o kadar azdı ki...Hatta çoğumuz asker bile değildik...Dedim ya daha ÇOCUKTUK...Bizden 3-5 yaş büyük abilerimiz vardı.Bir iki cephede savaşmışlar...Yıllarca sefalet içinde savaştıktan sonra tam dinlenmeleri gereken bu adamlar o yorgun hallerine aldırmadan bizim önümüzde yürüyüp yol gösterdiler..Bazıları 4 yıldır cephedeymiş...Yüzüne baksan 30-35 yaşında dersin ama daha 23 ünde...bazısı tek kollu...bazısı topal...Geride kalıp KAÇAN-SAKLANAN insan müsveddelerini gördükçe hepsi ile gurur duyduk....Talimgaha geldiğimizde bir baktık ki bizim gibi VATANIN NAMUSU için toplanmış binlercesi daha vardı...İZMİRLİ...UŞAKLI...ANKARALI...SİVASLI...MARDİNLİ...Önce takım takım manga manga ayrıldık...Ben DELİ Çavuşun mangasındaydım...Önceleri biraz ürktük çünkü çavuş gayet normal aklı başında ve askeri yetenekleri mükemmel birisiydi...İnsancıl ve sevecendi...Az konuşurdu ama öz konuşurdu...Neden" DELİ çavuş" dediklerini SAKARYA CEPHESİNDE öğrenecektik...Aylarca eğitim gördük...Bizden önce gelenler eğitimi bitirdikten sonra hemen cepheye gidiyorlardı...Hayta Kazımla,Sarı Hamdide benim mangaya düştü..çok sevindik...Eğitimler çok büyük bir disiplin içinde ve ciddiyetle geçiyordu...Ancak şartlarımız çok kötüydü...yemekler hep aynı idi..içtiğimiz su biraz pisti ama tadı güzeldi...Allahtan ekmeğimiz ve lor peynirimiz hergün düzenli gelirdi...çayla ne güzel olurdu...Komutanlarımız anlatmıştı....Talimgahın çevresindeki köylerdeki TÜRK KADINLARI hiç bir bedel istemeden bu ekmeği ve lor peynirini hergün yapıp bize gönderirlermiş...hergün binlerce ekmek...arada kendi ördükleri çoraplar..fanila...içlik...birgün erzak konvoyunda bende vardım...köye girdiğimizde çok şaşırdık..sanki bir fabrika..ordan oraya koşuşturan kızlar,bacılar hatta yaşlı teyzeler...Kimisi çobanlık yapıyor...kimisi çorap örüyor...bazısı hamur açıyor..bir tek oturan kadın bile yok..Ekmekler arabaya yüklenirken 70 lerini çoktan geçmiş bir teyze elinde su testisi ile yanımıza geldi.."al oğul susamışsındır"..su çok soğuk ve güzeldi..içtikten sonra sordum: "bir isteğin bir emrin varmı teyze" dedim..."Var oğul dedi"..."Bak, bu bacılarının yüzlerine,gözlerine bir bak...hiç gülümseyen hatta gülen birisi var mı? Yüzlerinde ya da gözlerinde neşe kırıntısı var mı?...Hiç dikkat etmemiştim gerçekten köydeki kadınların hepsi çok sessiz ve donuk bakıyorladı...Tek dikkat çeken şey işlerini yaparken gösterdikleri hamaratlık ve seri hareketlerdi...Yaşlı teyze devam etti: "Bizim köy gibi onlarca köy var böyle...kocaları-yavukluları cephede şehit olmuş..Düşman askeri tarafından tecavüze uğramış,işkence görmüş binlerce kadın,kız..hatta çocuk!...Ben bile şu yaşımda yaşadıklarıma inanamıyorum...bu gözlerimin gördüğü iğrençlikleri hayal bile edemezsin oğul...geceleri bu köyden sadece HIÇKIRIK ve GÖZYAŞI duyulur...Bizim içimizdeki İNTİKAM ATEŞİ o tahmin ettiğin NAMUS anlayışı değil....Önemli olan VATANIN NAMUSU...Köydeki son buğday tanesi bitene,sen keçi ölene dek BİZ buradayız...Onlar bittiğinde bütün köy MERMİ TAŞIMAK üzere "zafer yoluna" katılacağız...MERMİMİZ bittiğinde alıcaz elimize taş-sopa-odun bütün gücümüzle gavurun üzerine doğru koşacağız...Şehit olan oğlum için..topal kalan kocam için...NAMUSUM için..."...Söyleyecek tek kelime bulamadım..boğazım düğümlendi...anamın elini öptüm...Talimgaha geri döndüm...Akşam mangadaki arkadaşlara olanları anlattım...Bir süre hiç konuşmadık..birer cigara yaktık...sonra Sarı Hamdi sessizliği bozan bir laf etti; "Gardaşlar, bundan yıllar sonra tüm bu fedakarlık,acı ve yokluğu UNUTUP bizim bıraktığımız vatana İHANET eden olursa ne yapacağız? öyle bir şey olacaksa BİZ neden topal kalıyoruz? Benim bacıma neden tecavüz ediliyor? Biz neden ŞEHİT oluyoruz?"....Sarı Hamdinin niye böyle bir konuşma yaptığını anlamıştım...Biz köyden yola çıktığımzda bizimle gelmeyen,kaçan,korkan MOLLALAR aklına gelmişti...Her an ülkesini,karısını,kızını hatta kendisini SATABİLECEK olan MOLLALAR....Bizim kadar namaz kılmaz,kuran okumazlardı ama nedense iki lafın birinde hep DİN-ALLAH kelimelerini kullanırlardı...Hep bir şeyler için para toplar sürekli tespih çekerlerdi...Mustafa Kemal Paşanın köye geldiği gün bir hareketlenme oldu bunlarda...Paşa gittikten sonra arkasından çok kötü sözler ettiler...biz VATAN ELDEN GİDİYOR derken bu MOLLALAR "din elden gidiyor..Osmanlı elden gidiyor" diye bir şeyler gevelediler ama fazla taraftar bulamadılar...o gece uyumadan önce tüm manganın aklında şu soru vardı: "Yıllar sonra koca bir milletin içinden çıkan bir takım insanlar en üst makamlara geldikten sonra ÜLKESİNİ SATABİLİRLERMİYDİ?"...o gün o kadar saftık ki hepimizin cevabı "hayır" olmuştu...Ama çok uzun süren hayatımız; tüm bu korkularımızın GERÇEK olması ile geçecekti...Sabah talimgaha kötü haber geldi...ilk giden guruptan yüzlerce arkadaşımız şehit olmuş bir o kadarıda gazi...Gariptir,çocuk denecek yaşta olmamıza rağmen hiç birimiz korkumuyorduk...Komutanlarımız bir hafta içinde cepheye gideceğimizi söylediğinde çok sevindik..."Mustafa Kemal Paşa talimgaha gelecek" dediler...Bizim mangadaki bir çok kişi onu görmemişti..ama ismini duymuşlardı...Güneşin tepemizden hiç eksilmediği çok sıcak bir nisan sabahı paşa geldi...bizim köye geldiğinde normal giyimli idi..şimde ise üniformalıydı...Sabah bütün talimgah takım takım manga manga dizildik...artık cepheye gitmek için hazırdık...Paşa ,çok kısa ama etkili bir konuşma yaptı...Öğlen yemeğinde bizimle bağdaş kurup ekmeğimizi paylaştı...SON YEMEĞİMİZ çok güzel ve boldu: Patates-taze ekmek-soğan ve kuru fasulye...hem de ETLİ...yemekten sonra birer cigara yakacaktık ki "namaz vakti" dediler..Unutmuştuk bu gün CUMA idi...Abdest aldık...ve binlerce kişi hep birlikte namaz kılmak için saf tuttuk...Mustafa Kemal Paşa en önde bizimle birlikte namaz kılarken artık HAZIR olduğumuzu anlamıştık...Namazdan sonra Sarı Hamdi yanıma geldi ve sordu: "DİN-ALLAH diye ortalıkta dolaşan MOLLALAR nerede?"......Sabah ilk ışıklarla birlikte yola koyulduk..DELİ çavuşun önderliğinde olan mangamız Yüzbaşı Hikmetin komutasında idi...Bizim gibi iki manga daha vardı ve bize "baba" diye bir lakap takmışlardı...Sebebi son ana kadar geride beklemek ve ZAMANI gelince HER ŞEYİ yapmak...Hepimizi özel olarak seçmişlerdi...İlk mola yerinde bir süre dinlendik...Cepheye çok yaklaştığımızı duyduğumuz top seslerinden anlayabiliyorduk...Yaşlı anamın sırtına alıp 1 günde götürdüğü topun sesi 10 saniyede kulağımıza geliyordu...Silahlarımızı son kez kontrol ettik...biraz ekmek ve soğan yedik...ve tekrar yola koyulduk...Gece karanlığında görev yerimize geldik...AMAN ALLAHIM! hiç bitmeyen kurşun sesleri...top sesleri...bağırtılar...iniltiler...cehennem bu olmalıydı...Yüzbaşımız komutan çadırına gidip geldiğimizi bildirdi...yaklaşık 1 saat sonra bütün o top ve kurşun sesleri bir anda kesildi...Daha önce gelen arkadaşlar anlattı; gece belli bir saatten sonra böyle oluyormuş ve sabahın ilk ışıklarına sürüyormuş..buna "ölüm sesizliği" diyorlarmış....Düşman hattına gidip bilgi toplayan manga geri döndüğünde anlattıkları bizi biraz ürküttü...Makinalı Tüfek denen bir silahtan bahsediyorlardı hep..Dakikada binlerce mermi atıyormuş....En çok şehit ve gaziye o silah sebep oluyormuş...Gavurun elinde bu silahtan yüzlerce varmış...bizde ise bir kaç tane....Cephenin her yanı insan dışkısı kokuyordu...birde temmuzun sıcağı eklendiğinde koku dayanılmaz oluyordu...Şehit olan kahramanlarımızı gömmeye bile vakit olmadığı için her yer dayanılmaz bir insan dışkısı ve ceset kokuyordu...ilk bir kaç gün bu koku yüzünden ne uyuduk ne de yemek yiyebildik...çünkü sürekli kusuyorduk...Daha önce bir çok cephede savaşmış olan abilerimiz bu kokuya alışmışlardı...Deli çavuş akşam yemeği sırasında yanımıza geldi..."bugün biraz daha iyisiniz değil mi? Aman dedi sakın kendinizi bırakmayın....biliyorum şu çocuk halinizle bile gördükleriniz tek kelime ile DEHŞET ama güzel günleri hayal edin..yavuklunuzu hayal edin..çünkü koca bir milletin KADERİ SİZLERİN ELİNİZDEKİ O ESKİ SİLAHTA HATTA BEDENİNİZDE!...."BEDENİNİZDE" ile neyi kast ettiğini daha sonra çok acı öğrenecektik...Neden Deli çavuş dediklerinide öğrenmiştik...Çanakkale savaşında düşman Deli çavuşun köyünü basmış...bizim çavuş hemen öne çıkıp direnmiş...Ve düşman komutanı öldürmekten daha beter eden şeyler yapmış bizim çavuşa...daha sonra o da yetmemiş çavuşu bir ağaca bağlamışlar...ve insanın nasıl HAYVANLAŞTIĞININ ispatı olan şeyleri gözleri önünde yapmışlar...babası,anası,karısı ve hatta küçük kızına yaptıklarını burada yazmak bile çok iğrenç..ve tüm bu iğrençliklerden sonra tek kurşun ile hepsini öldürmüşler...ve tüm bunları gören çavuşun ne durumda olduğu bir yana hala yaşıyor olması bile bir mucize sanırım...Mustafa Kemalin ordusuna katılmak isteyenlerin isim listesi yapılırken çavuşun yaşadıklarını duyan Teğmen sormuş: İntikam için mi katılacaksın yoksa VATAN için mi? Bizim çavuş hiç tereddüt etmeden cevap vermiş: VATAN İÇİN !.....Dün gece bütün moralimizi bozan bir şey oldu...Bizim manga geceleri İlk yardım çadırının yanındaki mevzilerde kalıyordu...ve yoğun çatışmadan sonra gece bir sürü yaralı getirdiler...AMAN ALLAHIM!...kolu bacağı hatta bacakları olmayan bir sürü yiğit getirdiler...Ameliyat yapılırken duyduğumuz bağırtılar yerleri,gökleri sanki yırtacak...Yokluğun son aşamasındaydık...ve yaraya naftalin basıldığını duymuştuk..ilaç yerine...Saatlerce süren bu çığlıklar birer birer kesildiğinde öğrendik ki kimisi kan kaybından ölmüş...kimisi ise acıdan dolayı bayılmış...Tüm bunların içinde daha fazla dayanamıyanlarımız oldu ve ağlamaya başladı..hem de hıçkıra hıçkıra...dakikalarca ağladılar...onları teselli etmeye çalışan bizlerde aynı durumda idik...bir bahane olsa ya da dokunsalar bizde ağlayacaktık...Hepimiz çocuktuk....anlıyormusunuz...ÇOCUK!...Yüzbaşı ve Deli çavuş ustalıkla ortalığı yatıştırdı..ve bir iki saat uyumak üzere tekrar yerlerimize döndük...Tüm olanlardan sonra Sarı Hamdi tekrar sordu:"DİN-ALLAH diye ortalıkta dolaşan MOLLALAR nerede?"...bilmiyorum dedim...artık onları düşünmek bile istemiyorum...Ağustosun yakıcı sıcağında artık yemek sıkıntısıda çekmeye başlamıştık...günde yarım ekmek ve bir patates ile düşmana saldırıyorduk...göğüs göğüse çarpışıyorduk...Bizim takımdan onlarca yiğit şehit oldu...Yüzbaşımız kolundan yara aldı ama hala görevinin başında...Savaş çok yakında bitecek diyorlar...savaş bitmese bile bu kadar az yemek ve su ile daha ne kadar yaşayabiliriz bilmiyorum...Çok zayıfladık...hepimiz 10-15 kilo verdik..İzmirli Ayı Rıza geldiğinde 100 kilo falandı..zaten o yüzden AYI lakabını takmıştık...o şimdilerde 65 kilolarda...tanımakta bile zorlanıyoruz...Düşman artık her yerde...uçakları...makinalı tüfekleri..topları hiç susmuyor...Daha haberini yeni aldık..Mustafa Kemal Paşa haftalardır cephedeymiş...Bir anda büyük bir moral bulduk...iki üç gündür cephede tek bir kurşun sesi bile yok...Komutanların dediğine göre SONA YAKLAŞIYORMUŞUZ...Ağustos ayının son günleri idi...bütün takımlar, mangalar bir araya geldi...Komutanlarımız VEDA niteliğinde bir konuşma yaptı...Tüm gücümüzle BİR KERE daha saldıracağız dediler...Sonrası...meçhul...Tüm erzak bir araya getirildi...ve kazanlarda karıştırılıp garip bir lapa yapıldı...SON YEMEĞİMİZDİ...biliyorduk...ve yavaş yavaş yemeye başladık...yemek sonrası içtiğimiz su dışında son suyumuz mataramızdaki sulardı...Mangadaki tüm arkadaşlar birbiri ile vedalaşmak istiyordu ama kimse ilk adımı atmaya cesaret edemedi...o son geceden sonraki 4 gün hiç uyumadık...Sabah saat 5 civarı topçularımız son mermilerini hedefe göndermeye başlamıştı....İşte Kadriye ananın omzunda taşıdığı mermi...işte Fatma ablamın belindeki mermi..dahası var...Nazif amcanın yaşlı elleri ile atölyede döktüğü mermi...hepsi yağmur gibi yağmaya başladı...Sıra bize gelmişti...2. süvari birliği ilk öne atılan guruptu...Şimdi cehennem bizdik...ve geleceğe,güzel günlere,umuda doğru koşuyorduk...Emir geldi ,bizim manga bir tepeyi saatlerdir işgal etmiş olan ve onlarca yiğidin canına mal olan bir MAKİNALI TÜFEĞİN icabına bakacaktı...Tepeye o kadar iyi gizlenmiş ki vurmayı bırakın görmek bile mümkün değil...yaklaşık yarım saat uğraştık ama nafile...bulunduğumuz yerden onlarca yiğidin şehit olduğunu gördük.."Artık zamanı geldi" dedi DELİ çavuş..."Tek bir şansımız var çocuklar tüm manga hiç tereddüt etmeden makinalının üzerine doğru koşacağız...birimiz,bir kaçımız hatta hepimiz öleceğiz ama başka şansımız yok...o makinalıyı durdurmamız gerek... Koca bir milletin KADERİ SİZLERİN ELİNİZDEKİ O ESKİ SİLAHTA HATTA BEDENİNİZDE! dediğinde ne demek istediğini şimdi anlamıştık...Son kez birbirimize baktık...mataramızdaki son suları içtik...ve geleceğe,umuda,güzel günlere,ÖZGÜRLÜĞE doğru koştuk...DELİ çavuş...ah deli çavuş..en önde öyle hızlı koşuyordu ki yetişmek ne mümkün...makinalının hain kurşunları ilk ona isabet etti...ama hala ayakta idi...ikinci kurşun...hatta üçüncü..tam o düşerken arkasından ayı Rıza... "deyyuslar" diye sesini duduk bir an iki kurşundan sonra o da şehit oldu..ama o yiğitlerin sayesinde makinalıya o kadar çok yaklaşmıştık ki...Sarı Hamdi kolundan yaralandığında son hamle ile süngüyü gavurun beynine saplamıştım...Hayatımda ilk defa sevinç ve acıyı aynı nerecede yaşıyacaktım...aynı duyguyu o gün diğer tepelerde de yaşayan bir çok Mehmetçik vardı...İki gün sonra savaş bitti dediler...İlk başlarda hiç bir şey hissedemedik..Sarı Hamdinin bir kolunu kestiler...ben hiç yara almadım...ve köye geri döndük...Tüm acılarımızı unutmaya çalıştık ama asla unutamadık...Ne DELİ Çavuşu ne Ayı Rızayı..açlığı....yokluğu...fedakarlığı...acıyı...vefayı..hiç birini ASLA unutmadık...Ama SİZ UNUTTUNUZ...Çok fazla da bekleyemediniz...10 Kasım 1938 saat 9 :06 dan itibaren Hainliğe...vatanı satmaya...bölmeye...yok etmeye son hızla devam ettiniz...TEK SİLAHINIZ vardı...İSLAM DİNİ..."din elden gidiyor" diye halkı DEVLETE karşı kışkırtınız...ayaklandırdınız...Menemende KUBİLAYIN başını kesenin torununu meclis başkanı yaptınız...Kalpazanlıktan suçu olanı 2. adam,trilyondan şaibesi olanı 1. adam yaptınız...Halkı için savaştan sonra bile çırpınan ve günde iki saat uykular ile ülkeyi baştan yaratan ve bu sağlıksız koşullardan sonra 56 yaşında ölen ATATÜRK ü bile unutturmak için elinizden geleni yaptınız...Bilinçli olarak ona iğrenç yakıştırmalar yapıp bir sürü çamur attınız...Mezarında bile olmasından rahatsız oldunuz...."10 kasımda kazık gibi dikiliyoruz" diyecek kadar basitleştiniz...İslam dininin en güzel yaşandığı ülkede utanmadan "din elden gidiyor" dediniz...Bu ülkede ne zaman ezan sustu? Kimin namaz kılmasına karışıldı? Utanmdan ALLAHIN adını ağzınıza alıp siyaset yaptınız...Taraftar toplamak için CİNSELLİK ve PARAYI kullanan sapık tarikat lideri ve cemaatlerin esiri ve oyuncağı oldunuz..."halk isterse ŞERİAT bile gelir" diyenler darağacında sallandı ama hala akıllanmadınız...Hayvanlar gibi çoğalmak için "en az 3 çocuk" masalını haince-sapıkça ve şerefsizce 2008 yılında bile anlattınız...Milli benliği yok etmek için İSTİKLAL savaşı kahramanlarının adları yerine sokak ve caddelere şeyhlerin-şıhların-hocaların iğrenç isimlerini koydunuz...Masum minik yavrularımın beynini küçük yaşta yıkayıp LAİK TÜRKİYE düşmanı milyonlar yarattınız...En iğrenç emellerinizi gerçekleştirmek için ülkenin tüm kurumlarına sızdınız...Benim kanım ve terimle yoktan yapılmış olan devlet kurumlarını birer birer ve yok pahasına sattınız...Deli çavuşun kanının aktığı yerleri araplara-ingilizlere satmak için birbiriniz ile yarıştınız...Herşeyi kullanmaktan utanmadınız...Çanakkale savaşında 200 küsür kiloluk mermiyi kaldıran Seyit onbaşının bu işi Adreanalin hormonu ile yaptığını bildiğiniz halde İMAN dediniz...Ülkeyi satan Osmanlıyı hala yaşatmak için elinizden geleni yapıyorsunuz...oy uğruna TÜRK MİLLETİ kelimesini ağzınıza bile almaktan çekiniyorsunuz...Namus ve islam dinini kafanıza geçirdiğiniz bir BEZ PARÇASI ile temsil etmeye çalışırken nasıl iğrenç bir halde olduğunuzu bile göremiyorsunuz...ATATÜRK e...Cumhuriyete....Laikliğe...Türk ordusuna..Yargıya... dil uzatanlara OY VERMEYE...DESTEKLEMEYE...ALKIŞLAMAYA...devam ediyorsunuz...Ülkenin nereye gittiğini hala görmek istemeyenler milli mücadelenin başladığı SİVAS ve ERZURUM illerini göremiyorlar mı? O ruhun başladığı iller MOLLA YUVASI olmuşsa vay benim ülkeme...Günde 5 vakit ATATÜRK e dil uzatan hainlerin resimleri toplantılarda ATATÜRK posterinin yanına asılır olmuş...İslam dininin kutsal kitabı kuranı kerimden aldıkları ayetler ile devletin kurumlarına laf atanlar en üst makamlara gelmiş...Sürekli ORDUYU ve YARGIYI hedef gösteren deyyuslar her yere hakim olmuş...Vatanı bölmek için dağa çıkan BÖLÜCÜYE saygı sözcüğü olan SAYIN ı diyene OY vermişsiniz...Kutsallığı tartışılmaz ŞEHİDİME "KELLE" diyeni BAŞtacı yapmışsınız...Mermi taşıyıp, ekmeğimi veren ANAMA laf atan hainin altına makam arabası ve uçak vermişsiniz....İSLAM DİNİ ile BÖLÜCÜLÜK yapanları destekleyen yüzlerce gazete,dergi ve radyo açıp,okullar yapmışsınız...Bu bölücülerin sahibi olduğu marketlerden alış-veriş yapmak için sabahın köründe kuyruklara girer olmuşsunuz...Yaptığınız SUÇUN cezasını verecek olan kurumların başındaki adamlara cenazelerde ÖLÜM TEHDİTLERİ savurur olmuşsunuz..Sürekli sizlere YALAN söyleyenlerin yollarına güller dökmüşsünüz...VATANI SATMAK için yola çıkanları bağrınıza basmışsınız...Bizim yani İSTİKLAL savaşı gazilerinin varlığı sizler için hiçbir şey ifade etmemiş...Bizlerin yaşadıklarını anlatan binlerce kitap yazıldı ama hiç işe yaramamış...Arkadaşlarım için yapılan büyük ve görkemli şehitliklerin ne anlattığını bile anlayamamışsınız ya da anlamak istememişsiniz...Bizi bile kullandınız...bayramlarda yanımıza gelip resim çektirdiniz...o resimleri bile bir yerlerde kullandınız...upuzun ömrüm tüm bunları görmekle geçti...cephede yaşadığımız acıların yanında bu yaşadıklarımız çok daha kötüydü...çünkü tüm bunları yapanları gördükleri ve bildikleri halde DESTEKLEYECEK olanların sayısının ON MİLYONLARCA olacağını kim bile bilirdi ki ? Sorarım size; ATATÜRK niye öldü...Deli çavuş neden mermilerin üzerine kendini attı...Sarı Hamdi neden bir kolunu kaybetti? Küçücük yavrular neden tecavüze uğradı? Analar niye oğulsuz, bacılar yavuklusuz kaldı? Daha kötüsü ben niye bu kadar çok yaşadım? Tüm bunları görmek için mi? Tüm bunları yapanların "yeni temsilcisi" seçim öncesi UTANMADAN almış yanına bir sıkmabaşlıyı ELİMİ ÖPEMYE GELDİ...Yanında bin tane kamera ile...Ben yüz yaşımı geçmişim...ne geleni bilirim..ne gideni...SENİN KİM OLDUĞUNU BİLSEYDİM ÖPTÜRÜRMÜYDÜM ELİMİ?...Beni bile kullandın...Öldüğümde ne yaptığınızıda öğrendim...Çok sönük bir cenaze töreni yapmışsınız...Benim için değil tüm arkadaşlarımın ruhu için,İSTİKLAL SAVAŞI ruhu için...umutları canlı tutmak için büyük ve görkemli bir tören yapmanız gerekirdi...Kurtuluş savaşı bilincini canlı tutmak için bu gerekli idi....Ama korktunuz....cesedimin bile işe yaramasından korktunuz...Ölümüm ile birilerinin UYANMASINDAN korktunuz...Artık BİZ yokuz...Ben ATATÜRK üme ,Deli Çavuşa,Ayı Rızaya,Uğur Mumcuya,A.Taner KIŞLALIYA,Sarı Hamdiye,bana su veren yaşlı teyzeme kavuştum....Bakalım bundan sonra siz nerelere kavuşacaksınız...SİZLERE HAKKIMIZI HELAL EDİYOR MUYUZ? ETMİYOR MUYUZ?...Bunun cevabını SİZLER biliyorsunuz... BİZ at pisliği içindeki ARPAYI yiyerek bu vatanı kurtardık...SİZLER BULGUR ve KÖMÜRE bu vatanı sattınız....cennete vardığımda Sarı Hamdi hemen yanıma geldi ve sordu MOLLALAR NEREDE? her yerde Hamdi dedim HER YERDE!...Haydi, yolunuz açık olsun....en büyük sır...


UTANIYOR MUSUNUZ ŞİMDİ VATANIN SATILMASINA SES ÇIKARMADIĞINIZ İÇİN...


[img src=""]
  2 Yorum Yorum ekle

19
kişi beğendi
 
dogu tabletleri-25. tablet .TÜRKLÜĞÜ ANLATIYOR  link Bilim & Tarih
Gönderen:  bluewolf34@t.i.t-tim      Tarih:  01.04.2008

KALABALIK DEĞİLDİK, GÜCÜMÜZ KALABALIKTI,

öYLE BİR ANA YOĞURDU Kİ, SONSUZA DEK DOĞURDU BİZİ,

VE BİZİ SONSUZA DEK İŞE KOŞTU: KENDİ DİLİMİZ.

BU DİL İÇİN Mİ GELDİK YERYÜZÜNE: TÜRKÇEMİZ İÇİN Mİ?

YAZDIK NE YAZDIYSAK İNSAN AKLINA, KALBİNE:

SU NASIL İŞLERSE KAYAYI, İŞLEDİ ONLARDA HALKIN GÖNLÜNE.

VE BİR DAHA DOĞDUK KARA TOPRAKTAN VE MAVİ GÖKTEN,

YAZDIK SONRA NE YAZDIYSAK KİLİME , KÜTÜĞE VE KAYIŞA

VURDUK KİMLİKLERİMİZİ BİLERCE TAŞA,

BOZKIRLARDAYIZ ASIRLARCA, SONSUZ ASYA'DA AYAKTAYIZ,

BAKIYORUZ ORADAN TORUNLARIMIZ GÖRSÜN DİYE.

YÜZYIL YURT DOLDURAN ORDU, BİR GÜNDE BOŞALDI GİTTİ.

BİR YOL TUTTUK YİĞİTÇE: O YOL UÇURUMA İTTİ BİZİ,

MASAL GÖLLER GİBİ GÖZ KAMAŞTIRAN HALKLAR YOL BULUP AKTI,

ORADAN GÖĞE AĞDIK VE KANAT AÇTIK YERİN GÖRKEMİNE:

KARTAL SÜRÜLERİ KANATLARIMIZIN ALTINA SIĞINDI,

ONLARLA İMPARATORLUK KURDUK, ONLARLA İMPARATORLUK YARATTIK,

HALKLARIN TUNÇ HAMURUNA MAYAMIZI KATTIK,

KAPALI DENİZLERDEN AÇIK DENİZLERE BİZ ONLARDIK, ONALR BİZDİ.

DURMADAN YÜRÜDÜK BAŞKA İKLİMLERDE, BAŞKA KOLLARDAN,

İKİ GÜN KOŞTUKSA ÜÇÜNCÜ GÜN BİR KENT KURDUK,

DÜŞMANLARIMIZ TÜRK OLDU, BİZ KURT OLDUK KARTAL OLDUK,

KAN BAĞINI DAMARDA DEĞİL BAYRAKTA BİLDİK.

DAĞLAR IRMAKLAR TÜRKÇE KONUŞTU VE TANRILAR DA,

AYNI ARZUYLA BİLDİLER HİLALİ, GÜNEŞİ VE UMAYI.

VE BİR DAHA ÇOĞALDIK, YENİ TOPRAKLARDA YENİ ATALARDAN.

BİR YANIMIZ SELLER GİBİ AKTI KANATLI ATLARLA,

BİR YANIMIZ YER ALTINDA KANAL AÇTI KANAYAN TIRNAKLARLA.

ARKLARIN AĞZINDAN DÖKÜLDÜ ÇÖLÜN KARNINA ŞİFA:

ELİMİZDE KAZMA, EN UZUN NAMAZI BİZ KILDIK KARIZ'DA.

ÜZÜM KOKULU TORUNLAR,KİRAZ ÇİÇEKLİ KIZLAR YETİŞTİ,

ORADA SU GİBİ AKTI EN UZUN EZGİLER VE KARDEŞLİĞİN ŞANI

ONLAR SİNAN OLDU, YUNUS OLDU, KAŞGARLI MAHMUT OLDU,

ONLAR KEREM OLDU, ŞEYH BEDRETTİN OLDU...

VE DEMİRE NAKŞOLDU BİN YIL ARAYLA TÜRKÜN NİŞANI:

İLKİNE BİLGE KAĞAN DERLER, ÖTEKİNE, KİMSESİZLERİN KİMSESİ MUSTAFA KEMAL







HÜSEYİN HAYDAR
türklüğü cok güzel anlatan biir şiir bence
  0 Yorum Yorum ekle

39
kişi beğendi
 
ATATÜRK'ÜN BİR ANISI ! KEYİFLE VE DUYGULANARAK OKUYACAKSINIZ...  link Diğer
Gönderen:  Cumhuriyet!!!      Tarih:  29.03.2008


Gazi, çiftliğinde dolaşıp hava alırken oldukça yaşlı bir kadına rastladı.
Atatürk attan inerek bu ihtiyar kadının yanına sokuldu.

- Merhaba nine.

Kadın Ata'nın yüzüne bakarak hafif bir sesle;

- Merhaba dedi.

- Nereden gelip nereye gidiyorsun?

Kadın şöyle bir duralayıp,

- Neden sordun ki, dedi. Buraların saabısı mısın? Yoksa bekçisi mi?

Paşa gülümsedi.

- Ne sahibiyim ne de bekçisiyim nine. Bu topraklar Türk milletinin malıdır.
Buranın bekçisi de Türk milletinin kendisidir. Şimdi nereden gelip nereye
gittiğini söyleyecek misin?

Kadın başını salladı.

- Tabii söyleyeceğim, ben Sincan'ın köylerindenim bey, otun güç bittiği,
atın geç yetişdiği, kavruk köylerinden birindeyim. Bizim muhtar bana bilet
aldı trene bindirdi, kodum Angara'ya geldim.

- Muhtar niçin Ankara'ya gönderdi seni?

- Gazi Paşamızı görmem için. Başını pek ağrıttım da... Benim iki oğlum
gavur harbinde şehit düştü. Memleketi gavurdan kurtaran kişiyi bir kez
görmeden ölmeyeyim diye hep dua ettim durdum. Rüyalarıma girdi Gazi Paşa.
Ben de gün demeyip mıhtara anlatınca, o da bana bilet alıverip saldı
Angaraya, giceleyin geldimdi. Yolu neyi de bilemediğimden işte ağşamdan
belli böyle kendimi ordan oraya vurup duruyom bey.

- Senin Gazi Paşa'dan başka bir isteğin var mı?

Kadını birden yüzü sertleşti.

- Tövbe de bey, tövbe de! Daha ne isteyebilirim ki... O bizim
Vatanımızı gurtardı. Bizi düşmanın elinden kurtardı.
Şehitlerimizin mezarlarını onlara çiğnetmedi daha ne isteyebilirim ondan?
Onun sayesinde şimdi istediğimiz gibi yaşıyoruz. Şunun bunun gavur dölünün
köpeği olmaktan onun sayesinde kurtulmadık mı? Buralara bir defa yüzünü
görmek, ona sağol paşam! demek için düştüm. Onu görmeden ölürsem gözlerim
açık gidecek. Sen efendi bir adama benziyon, bana bir yardım ediver de
Gazi Paşayı bulacağım yeri deyiver.

Atatürk'ün gözleri dolu dolu olmuştu, çok duygulandığı her halinden belliydi.
Bana dönerek,

- Görüyorsun ya Gökçen, işte bu bizim insanımızdır... Benim köylüm, benim
vefalı Türk anamdır bu.

Attan indim. Yaşlı kadının elini tuttum

- Anacığım dedim, sen gökte aradığını yerde buldun, rüyalarını süsleyen, seni
buralara kadar koşturan Gazi Paşa yani Atatürk işte karşında duruyor.

Köylü kadın bu sözleri duyunca şaşkına döndü. Elindeki değneği yere
fırlatıp, Atatürk'ün ellerine sarıldı. Görülecek bir manzaraydı bu.
İkisi de ağlıyordu. İki Türk insanı biri kurtarıcı, biri kurtarılan, ana-oğul
gibi sarmaş dolaş ağlıyorlardı. Yaşlı kadın belki on defa öptü atanın
ellerini. Ata da onun ellerini öptü. Sonra heybesinden küçük bir paket
çıkarttı. Daha doğrusu beze sarılmış bir köy peyniri. Bunu Atatürk'e
uzattı;

- Tek ineğimim sütünden kendi ellerimle yaptım Gazi Paşa, bunu sana hediye
getirdim. Seversen gene yapıp getiririm.

Paşa hemen orada bezi açıp peyniri yedi. Çok beğendiğini söyledi. Sonra birlikte köşke kadar gittik.
Oradakilere şu emri verdi;

"Bu anamızı alın burada iki gün konuk edin. ( "Ananı da al git" diyenler var artık zamanımızda )
Sonra köyüne götürün. Giderken de kendisine üç inek verin benim armağanım olsun."
Etiketler: atatürk mustafa kemal

15
kişi beğendi
 
Atamızın Türklükle İlgili sözleri  link Bilim & Tarih
Gönderen:  TÜRK BİRLİĞİ      Tarih:  17.03.2008


Atamızın sözleriyle tarif ettiği TÜRK olabiliyorsak ne mutlu bize!


"Türk milletinin karakteri yüksektir. Türk milleti çalışkandır. Türk milleti zekidir... Türk milleti milli birlik ve beraberlik içerisinde güçlükleri yenmesini bilmiştir. Türk milletinin tarihi bir niteliği de güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir. Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni
alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır..."

"Türklüğün unutulmuş büyük medeni vasfı ve büyük medeni kabiliyeti, bundan sonraki gelişmesi ile geleceğin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır."

"Türk'ün haysiyeti, onuru ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür."

"Türk milleti güzel her şeyi her medeni şeyi, her yüksek şeyi sever, takdir eder. Fakat muhakkaktır ki, her şeyin üstünde taktir ettiği bir şey varsa o da kahramanlıktır."

"Bizim milletimiz, vatanı için, hürriyeti ve egemenliği için fedakar bir halktır."

"Türk esirlik kabul etmeyen bir millettir."

"Bizim başka milletlerden hiç bir eksiğimiz yok. Cesuruz, zekiyiz, çalışkanız, Yüksek amaçlar uğrunda ölmesini biliriz."

"Büyük şeyleri büyük milletler yapar."

"Türk milletinin son yıllarda gösterdiği harikaların yaptığı siyasi ve sosyal inkılapların gerçek sahibi kendisidir. Milletimizde bu kabiliyet ve tekamül var olmasaydı, onu yaratmaya hiçbir kuvvet ve kudret yeterli olamazdı."

"Bu millet kılı kıpırdamadan dava uğruna canını vermeye razı olmasaydı ben hiç birşey yapamazdım."

"Giriştiğimiz büyük işlerde, milletimizin yüksek kabiliyet ve yüksek sağduyusu başlıca rehberimiz ve başarı kaynağımız olmuştur."

"Türk kuvvet ve zekasının yenmediği ve yenemeyeceği güçlük yoktur."

"Bizim milletimiz derin bir maziye maliktir... Türk çocugu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır."

"Benim hayatta yegane fahrim, servetim Türklükten başka bir şey değildir."

"Bu memleket tarihte Türk'tü, halde Türk'tür ve ebediyen Türk olarak yaşayacaktır."

"Türklük esastır. Bu mevcudiyeti tarih içinde araştırmak, birbirini izleyen bir tarih zinciri içinde tesbit edilecek Türk medeniyeti ile övünmek yerinde olur. Fakat, bu övünmeye layik olmak için bugün çalışmak lazımdır."

"Gerektiğinde vatan için bir tek fert gibi yekpare azim ve karar ile çalışmasını bilen bir millet elbette büyük bir gelecege layık ve aday olan bir millettir."

"Bir milletin başarısı, mutlaka bütün milli güçlerin bir istikamette oluşmasıyla mümkündür. Bu nedenle bilelim ki, elde ettiğimiz başarı, milletin güç birliği etmesinden, ortak hareket etmesinden ileri gelmiştir. Eğer aynı başarı ve zaferleri gelecekte de tekrarlamak istiyorsak, ayni esasa dayanalım ve aynı şekilde yürüyelim."

"Eskiden dinler, bilimler, sanatlar, bütün bilgelikler ve şiirler, bir merkezden ışığın dağılması gibi doğudan batının karanlık bölgelerine doğru yayılırdı."

"Bizim halkımız, menfaatleri birbirinden ayrılır sınıflar halinde değil tam aksine varlıkları ve çalışmalarının sonuçları birbirine gerekli olan sınıflardan ibarettir. Bu dakikada dinleyicilerim çiftçilerdir, sanatkarlardır, tüccarlardır, ve isçilerdir. Bunların hangisi diğerinin muarizi olabilir?"

"Çiftçinin sanatkara, sanatkarın çiftçiye ve çiftçinin tüccara ve bunların hepsinin birbirlerine ve işçiye muhtaç olduğunu kim inkar edebilir?"

"Bugün vardığımız barışın ebedi barış olacağına inanmak safilik olur. Bu o kadar önemli bir gerçektir ki, ondan bir an bile gaflet, milletin hayatını tehlikeye sokar. Şüphesiz, hukukumuza, şeref ve haysiyetimize saygı gösterildikçe, mukabil saygıda asla kusur etmeyeceğiz. Fakat, ne çare ki, zayıf olanların hukukuna saygının noksan olduğunu veya hiç saygı gösterilmediğini çok acı tecrübelerle öğrendik. Onun için her türlü ihtimallerin gerektireceği hazırlıkları yapmakta, asla gecikmeyeceğiz."

"Biz öyle milliyetçileriz ki, bizimle işbirliği yapan bütün milletlere saygı duyar ve riayet ederiz."

"Türk milleti insanlık aleminin samimi bir ailesidir."

"Milletler gam ve keder bilmemelidir. Vaktiyle kitaplar karıştırdım. "Dünyadaki geçici ömür esnasında neşe ve saadete yer bulunamaz" diyorlardı. Başka kitaplar okudum. Diyorlar ki "Bari yaşadığımız müddetçe şen olalım". Ben kendi karakterim itibariyle ikinci hayat görüşünü tercih ediyorum..."

"Esas kıymeti kendine veren ve mensup olduğu millet ve memleketi ancak şahsiyeti ile ayakta gören adamlar milletlerinin mutluluğuna hizmet etmiş sayılmazlar. Kendisi gidince ilerleme ve hareket durur zannetmek bir gaflettir."

"Bir millet kendi kuvvetine dayanarak varlığını ve bağımsızlığını sağlamazsa şunun bunun oyuncağı olmaktan kurtulamaz."

"Dünyada hiç bir milletin kadını, milletini kurtuluşa ve zafere götürmekte, Anadolu kadınından daha fazla çalıştım diyemez."

"Artık bugün demokrasi fikri daimi yükselen bir denizi andırmaktadır. 20.yüzyıl, birçok müstebit hükümetlerin bu denizde boğulduğunu görmüştür."

"Türkiye Cumhuriyetinin temeli, kahramanlığı ve Türk kültürüdür."

"Türk Milleti yeni bir iman ve kesin bir milli azim ile yeni bir devlet kurmuştur bu devletin dayandığı esaslar "Tam Bağımsızlık" ve "Kayıtsız Şartsız Milli Egemenlik"ten ibarettir.Yeni Türkiye devletinin yapısının ruhu Milli Egemenliktir. Milletin Kayıtsız Şartsız Egemenliğidir..."

"Komünizm bu yurdun en büyük düşmanıdır. Görüldüğü yerde ezilmelidir."

"Türk miletine doğru ve güzeli veriniz, anlatınız, muhakkak kucaklar."

"Biz daima hakikat arayan, onu bulunca ve bulduğuna kani olunca açıkça söylemekten kaçınmayan insanlar olmalıyız."

"İlerlemek yolunda vuku bulacam her mühim teşebüssün, kendine göre mühim mahzurları vardır. Bu mahzurların asgari hadde indirilmesi için tedbirde ve teşebbüslerde kusur etmemek lazımdır."
  0 Yorum Yorum ekle

14
kişi beğendi
 
M.KEMAL ATATÜRK  link Diğer
Gönderen:  ELVİRA      Tarih:  27.02.2008


Silahıyla olduğu gibi dimağıyla da mücadele zorunda olan milletimizin, birincisinde gösterdiği kudreti ikincisinde de göstereceğine asla şüphem yoktur.


Etiketler: atatürk mustafa kemal
  0 Yorum Yorum ekle

21
kişi beğendi
 
Mustafa Kemal ATATÜRK'ün ünlü sözleri  link Bilim & Tarih
Gönderen:  Barky!!      Tarih:  14.02.2008
Türk Milleti yüzyıllardan beri hür ve müstakil yaşamış ve istiklali yaşamak için şart saymış bir kavmin kahraman evlatlarından ibarettir.Bu millet istiklalsiz yaşamamıştır,yaşayamaz ve yaşamayacaktır.


Hürriyet ve istiklal benim karakterimdir.Bence bir millette şerefin,haysiyetin,namusun ve insanlığın doğup yaşayabilmesi,mutlak o milletin hürriyet ve istiklaline sahip olmasıyla mümkündür.Ben şahsen bu saydığım vasıflara cok önem veririm ve bu vasıfların varlığını kendimde idda edebilmek için,milletimin de aynı vasıflarla nitelendirilmesini şart ve esas bilirim.Ben yaşayabilmek için mutlaka müstakil bir milletin evladı kalmalıyım.Bu sebeple milli istiklal,bence bir hayat meselesidir.


Bir ulus,varlığını ve bağımsızlığını korumak için düşünülebilen birişim ve özveriyi yaptıktan sonra başarır.Ya başaramazsa demek,o ulusu ölmüş saymak demektir.Öyle ise,ulus yaşadıkca ve özverili girişimlerini sürdürdükce,başarısızlık söz konusu olamaz.


Tarihte bütün bir yurdu,çok üstün düşman güçleri karşısında bir avuç toprağına değin yiğitce ve namusluca savunup,yine de varlığını koruyabilmiş ordular görülmüştür.Türk ordusu o nitelikte bir ordudur.


Bilelim ki, kazandığımız başarı milletin kuvvetlerini birleştirmesinden ileri gelmiştir.Aynı başarıları ileride de kazanmak istiyorsak,aynı temele dayanalım ve aynı yolda yürüyelim.


Tarih bir milletin kanını, varlığını hiçbir zaman inkar edemez.Bizim görüşümüz halkcılıktır, kuvvetin, kudretin, egemenliğin, yönetimin doğrudan doğruya halka verilmesidir, halkın elinde bulundurulmasıdır.
Egemenlik kayıtsız, şartsız milletinder.


Dünyada hiçbir milletin kadını, 'ben Anadolu kadınından fazla calıştım,milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte, Anadolu kadını kadar emek verdim' diyemez.Erkeklerden kurduğumuz ordumuzun hayat kaynaklarını kadınlarımız işletmiştir.


Çift süren, tarlayı eken, kağnısı ve kucağındaki yavrusu ile yağmur demeyip, kış demeyip cephenin ihtiyaçlarını taşıyan hep onlar, hep o yüce fedakar, o ilahi Anadolu kadını olmustur.Bundan ötürü hepimiz bu büyük ruhlu ve büyük duygulu kadınlarımızı, şükranla ve minnetle sonsuza kadar aziz ve kutsal bilelim.


Gençler cesaretimizi takviye ve idame eden sizlersiniz.Siz, almakta olduğunuz terbiye ve irfan ile insanlık ve medeniyetin, vatan sevgisinin, fikir hürriyetinin en kıymetli timsali olacaksınız.Yükselen yeni nesil, istikbal sizsiniz.Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz.


İki, Mustafa Kemal vardır;
Biri ben,et ve kemik geçici Mustafa Kemal...İkinci Mustafa Kemal, onu'ben' kelimesiyle ifade edemem.
O, ben değil, bizdir.
O, memleketin her köşesinde yeni fikir, yeni hayat ve büyük ülkü için uğraşan aydın ve savaşçı bir topluluktur.
Ben onların rüyasını temsil ediyorum.Benim teşebbüslerim, onların özlemini çekdikleri seyleri tatmin içindir.
O Mustafa Kemal sizsiniz, hepinizsiniz.Geçici olmayan, yaşamsı ve muvaffak olması gereken Mustafa Kemal ,odur.


Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek demek değildir.Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız,bu yeterlidir




Mustafa Kemal ATATÜRK






(Alıntı değildir.Kendi tarafımdan yazılmıştır)

  0 Yorum Yorum ekle

10
kişi beğendi
 
Kemal Doğulu & Hande Yener - 1 YERDE -  link Müzik
Gönderen:  HANDE YENER      Tarih:  08.01.2008
:: KEMAL DOĞULU Maxi Single Hazırladı ::

Hande Yener”in imaj maker ve klip yönetmeni Kemal Doğulu maxi single hazırladı. Hande Yener”in son albümünün hit şarkıları “Romeo – Nasıl Delirdim – Yalan Olmasın” ın besteci ve aranjörü Erol Temizel ile Hande Yener”in el ele verdiği maxi singleda Kemal Doğulu “Bir Yerde” adlı şarkıyı yorumladı.

Single albümle aynı adı taşıyan “Bir Yerde” ye klip çeken Kemal Doğulu şarkıda Hande Yener ile düette yaptı. Albümde 2 yeni şarkı ve de 2 versiyonu yer alıyor.
BİR YERDE
Ait olduğun yerde değilsin
Yine de bekliyorum
Kalbimi yeniden çıldırtabilirsin
Yine de bekliyorum

Çok geç değil
0dan uzanabiliriz sonsuza
Biz eski sevgiliyiz
Her an barışabiliriz

Anlıyorsun ne hissediyorsan
Sahip olamadığında
Nerde görsen içleniyorsun
Unutamadığında

Bir yerde göz göze gelmemiz yeter zaten
Bir yerde göz göze gelmemiz yeter bazen

Sahip oldukça yalnız birisin
Yine de istiyorum
Kalbimi yerinden çıkarabilirsin
Görünce biliyorum

Bu ilk değil
Yeniden uzanabiliriz sonsuza
İki asi sevgiliyiz
Her an karışabiliriz

Anlıyorsun ne hissediyorsan
Sahip olamadığında
Nerde görsen içleniyorsun
Unutamadığında

Bir yerde göz göze gelmemiz yeter zaten
Bir yerde göz göze gelmemiz yeter bazen

klip bir yerde
[a href="http://www.youtube.com/watch?v=k3C56bzOMfE&eurl=http://www.handeyenerfanclub.com/forum/index.php?topic=2090.0"]
  0 Yorum Yorum ekle

57
kişi beğendi
 
K.P.L  link Okullar & Mezunlar
Gönderen:  K€mAL Pİr€Cİ      Tarih:  27.12.2007
Bandırmanın incisi Kemal Pireci Lisesi
Etiketler: kemal pireci
  0 Yorum Yorum ekle

18
kişi beğendi
 
Türk Kimdir  link Diğer
Gönderen:  e r d e m      Tarih:  14.11.2007
Bu memleket, dünyanın beklemediği, asla ümit etmediği bir müstesna mevcudiyetin yüksek tecellisine, yüksek sahne oldu. Bu sahne 7 bin senelik, en aşağı bir Türk beşiğidir. Beşik tabiatın rüzgarlarıyla sallandı. Beşiğin içindeki çocuk tabiatın yağmurlarıyla yıkandı. O çocuk tabiatın şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından evvela, korkar gibi oldu; sonra onlara alıştı; onları tabiatın babası tanıdı onların oğlu oldu. Bir gün o tabiat çocuğu tabiat oldu; şimşek, yıldırım, güneş oldu; Türk oldu. Türk budur. Yıldırımdır. Kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir.

K.ATATÜRK
  0 Yorum Yorum ekle

Önceki Sayfa   1 2 3 4 5 6 7 8  Sonraki Sayfa

Bize Ulaşın |  Yardım |  Yonja Haberleri |  Servis Kullanım Kuralları     
Copyright © 2013 Yonja, Inc. Her hakkı saklıdır. Yonja bir Yonja Media Group servisidir.