|
 |
| Haberler Etiketler: bilim |
| |
Gösterilen Haberler - / 97
|
|
|
|
|
| Cisimleri havada tutmanın yolu bulundu link |
Bilim |
 |
 |
 |
| Gönderen: Anonim |
Tarih: 08.01.2009
|
|
|
 |
 |
 |
Amerikalı bilim insanları, cisimleri havada tutmanın nasıl başarılabileceğinin yolunu buldu.
Henüz bir cismin havada tutulması gerçekleştirilmedi ancak bilimciler, doğadaki en küçük parçacıkları yöneten ilkelerden oluşan “kuantum mekaniğinin” sır dolu güçlerini kullanarak, bunun nasıl başarılabileceğinin yolunu keşfetti. Harvard Üniversitesi uygulamalı fizikçi Federico Capasso ve ekibinin yaptığı bu çalışma, Nature dergisinde yayımlandı.
Küçük nanoteknolojik makineler yapılmasına sağlayabilecek olan bu yöntemde, moleküllerin belirli birleşimleri oluşturularak, birbirlerini itmeleri sağlandı. Bu “yeni gücün” keşfinin, moleküllerin havada tutulmasını sağlayabileceği, sürtünmenin sıfır olduğu küçük, yeni kuşak cihazların yapılmasını sağlayabileceği kaydedildi.
Bu yeni güç, çok küçük cisimlerin birbirlerine yaklaştıklarında birbirlerini çekmeleri esasına dayanıyor. Bir Rus ekibi, moleküllerin doğru bileşimi elde edildiğinde bu gücün tersine dönebileceğini, yani cisimlerin birbirini itebileceğini öne sürmüştü. Amerikalı bilimcilerin yaptığı bu deney de Rusların bu varsayımını kanıtladı. Deney sırasında bir sıvı üzerindeki ince altın yüzey, metalik bir yüzey tarafından çekildi ancak ancak silisyumdan yapılan bir başka yüzey tarafından itildiği gözlendi.
|
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
|
|
|
|
|
| Uzay biftek ve sıcak mangal gibi kokuyor link |
Bilim |
 |
 |
 |
| Gönderen: Anonim |
Tarih: 19.10.2008
|
|
|
 |
 |
 |
Boşluğa çıkıp uzay istasyonuna dönen ve özel giysilerini, başlıklarını çıkaran astronotların anlatımına göre, uzayda bir koku var.
Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), astronotların uzayın biftek ve sıcak metal gibi koktuğunu anlatmaları üzerine, Dünya'da bu kokuyu oluşturmak için bir kimyager tuttu.
İngiliz parfüm firması Omega Ingredients'tan Steven Pearce adlı kimyagerle anlaşan NASA, astronotları eğitmek için aynı kokunun üretilmesini istedi.
Uzayın nasıl koktuğuna dair bazıı bilgileri bulunduğunu söyleyen İngiliz kimyager de, boşluğa çıkıp uzay istasyonuna dönen ve özel giysilerini, başlıklarını çıkaran astronotların anlatımına göre, hepsinin çok özel kokular hissettiklerini belirtti.
Pearce, "Pek çoğu uzayın kızarmış biftek ve sıcak metal, hatta bir tanesi motosiklet kaynağı gibi koktuğunu söyledi" dedi.
Pearce'ın bir sanat kurumu için Mir uzay istasyonunun kokusunu yarattığını öğrenen NASA yetkilileri, İngiliz kimyagerden, bir astronot eğitim programı için uzayın kokusunu yeniden oluşturmasını istediler.
"Kızarmış biftek kokusunu ürettik, ama sıcak metal zor iş" diyen Steven Pearce, bunun molekülün yüksek enerjili titreşiminden kaynaklandığını düşündüklerini ve bu kokuyu da ekleyeceklerini söyledi.
|
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
|
|
|
|
|
| Felç ortadan kalkabilir mi? link |
Bilim |
 |
 |
 |
| Gönderen: Anonim |
Tarih: 16.10.2008
|
|
|
 |
 |
 |
Amerikalı bilim adamları, maymunlar üzerinde yaptıkları deneylerde, beynin küçücük bir hücresinin, felç olmuş kaslarda istemli hareketi yeniden sağlayabileceğini ortaya çıkardılar.
İngiliz Nature dergisinin sayısında yayınlanan araştırmayı yapan bilim adamlarına göre, deneylerin olumlu sonuçları, omurilik yaralanması veya beyin kanaması sonucu meydana gelen felçlerin tedavisinde birkaç yıl içinde klinik uygulamalara geçilebileceğini gösteriyor.
Araştırmacılar, ilk kez maymunların, beyinde istemli hareketleri kontrol eden bölge olan korteks motor hücreleri ile bir anestezik enjeksiyon aracılığıyla geçici olarak felç edilen bir organ arasında yapay bir bağlantı kurmayı birkaç dakikada öğrenebileceklerini gösterdiler.
Amerikalı bilim adamları, maymunlara bilek kaslarını hareket ettirmek için tek bir nörondan yararlanmalarını sağlayacak “beyin-makina arayüzü” sistemi geliştirme çalışmalarının, “göreli doğal bir nöroprotez” üretilmesine olanak sağlayabileceğini söylediler.
Araştırmayı yapan Seattle’ın Washington Üniversitesi’nden Chet Moritz, eğer bir maymun bunu yapabiliyorsa, bir insanın daha iyisini yapabileceğini belirterek, “Pratikte test ettiğimiz her nöron bu tip bir uyarma için kullanılabilir” diye konuştu.
İnsan beyninde 100 milyar civarında nöron bulunuyor ve araştırma, bu nöronların şaşırtıcı adaptasyon kapasitesini gösteriyor.
Bilim adamları, araştırmalarında önce, maymunlar bileklerini oynatırlarken, korteks motorundaki izole nöronların elektrik faaliyetini elektrodlar yardımıyla kaydettiler.
Maymunlar, kendilerine önceden öğretilen çok basit bir video oyununu ekranda bir imleci hareket ettirerek bilek hareketiyle oynarken, araştırmacılar, anesteziyle geçici olarak maymunların bileklerini felçettiler.
Beyin faaliyeti normalde istemli bir harekette bulunmak isterken, talimat hareketsiz kaslara ulaşmayınca, araştırmacılar, engeli “bypass” ettiler.
Sinir hücrelerine bağlı elektrotlar, bir dış devreyle maymunların ön kol ve bileklerine bağlandı ve nöronlardan gelen sinyaller bir bilgisayar aracılığıyla yükseltildi. Böylece sinir hücresini yeterince kontrol etmeyi öğrenen hayvanlar, bileklerini de hareket ettirmeyi başardılar.
|
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
|
|
|
|
|
| Ölürken Parlak Işık Görülür mü? link |
Bilim |
 |
 |
 |
| Gönderen: Anonim |
Tarih: 18.09.2008
|
|
|
 |
 |
 |
İngiltere ve ABD'deki doktorlar, ölümün eşiğine gelinen andaki deneyimleri anlamak için, kalp krizi geçiren hastalar üzerinde büyük bir araştırma başlatıyor.
Bu iki ülkenin 25 hastanesindeki doktorlar, kalbi veya beyin faaliyetleri geçici olarak durmuş insanların "beden dışı" deneyimler geçirip geçirmediğini anlamak için 1500 kişi üzerinde çalışacak.
Southampton Üniversitesinin koordine ettiği araştırmanın 3 yıl sürmesi bekleniyor.
Bu tür deneyimler yaşadıklarını söyleyen bazı insanlar, o anda bir tünel veya parlak bir ışık gördüklerini, bazıları da hastanede başlarında bekleyen tıp personelini kuşbakışı gördüklerini anlatıyor.
Araştırmanın başkanlığını yürüten Dr. Sam Parnia, "Beyin durduktan sonra bilincin devam ettiğini gösterebilirseniz, bu bizi bilincin ayrı bir varlık olduğu olasılığına götürür. Bunun olduğu birçok vaka bulabileceğimizi zannetmiyoruz, ancak açık fikirli olmak durumundayız. Bu şimdi bilimsel araştırmaya konu olacak bir gizem" dedi.
Yoğun bakım doktoru olan ve ölümün eşiğindeki deneyimlerin yeterince araştırılmadığını düşünen Parnia, "Yaygın inanışın aksine ölüm belli bir an değildir. Aksine, kalp atışları durduğunda, akciğerler çalışmamaya başladığında ve beyin fonksiyonları bittiğinde başlayan bir süreç, 'kardiak arrest' diye tabir edilen bir tıbbi durumdur" dedi.
Parnia, "Kardiak arrest esnasında ölümün 3 kriterinin tümü vardır. Bunu, kalbin yeniden çalıştırılması ve ölüm sürecinin tersine çevrilmesi çabalarının başarıyla sonuçlanabildiği birkaç saniyeden bir saate kadar sürebilen bir dönem takip eder. İnsanların bu kardiak arrest döneminde geçirdikleri deneyimler, ölüm sürecinde hepimizin geçirmesi muhtemel deneyimi anlamada eşsiz bir pencere açmaktadır" diye anlattı.
|
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
|
|
|